II. Bayezid (1447-1512), Osmanlı İmparatorluğu'nun sekizinci padişahı ve Fatih Sultan Mehmed'in oğludur. Babasının fetihlerle dolu fırtınalı döneminin ardından, devleti daha sakin ve dengeli bir politikayla yönetmiştir. Dindarlığı sebebiyle halk arasında "Veli" (Ermiş), adaleti sebebiyle şairliğinde "Adlî" mahlasıyla tanınır.
31 yıl süren saltanatı, kardeşi Cem Sultan ile yaşadığı taht kavgası ve Avrupa'daki diplomatik krizler gölgesinde geçse de, Osmanlı donanmasını güçlendiren ve devleti ekonomik olarak rahatlatan padişah olmuştur.
Sultan Bayezid'in saltanatının ilk yarısına damgasını vuran olay, kardeşi Cem Sultan ile giriştiği taht mücadelesidir. Bursa'da sultanlığını ilan eden Cem Sultan, Bayezid'e yenilince önce Memlûklere, ardından Rodos Şövalyeleri'ne sığınmıştır.
Cem Sultan'ın Avrupa'da (Papa ve Fransa kralının elinde) bir nevi esir/rehin olarak tutulması, Osmanlı'nın Batı'ya yönelik fetihlerini durdurmuştur. Bayezid, kardeşinin Osmanlı aleyhine kullanılmaması için Papa'ya ve şövalyelere yıllarca yüklü miktarda altın ödemek zorunda kalmıştır. Bu olay, Osmanlı tarihinde bir iç meselenin uluslararası bir soruna dönüştüğü ilk büyük krizdir.
Cem Sultan olayına rağmen Bayezid, fetihlerden tamamen geri durmamıştır. Karadeniz hakimiyetini perçinleyen stratejik Kili ve Akkerman kalelerini fethederek Karadeniz'i tam anlamıyla bir Türk gölü haline getirmiştir.
Onun dönemindeki en büyük askeri başarı denizlerde kazanılmıştır. Venedik ile yapılan savaşlarda, Osmanlı tarihinin ilk büyük açık deniz zaferi olan Sapienza Deniz Savaşı (1499) kazanılmıştır. Kemal Reis ve Burak Reis gibi büyük denizciler sayesinde İnebahtı, Modon ve Koron alınmış, Venedik dize getirilmiştir.
II. Bayezid, hoşgörüsüyle tarihe geçmiştir. 1492 yılında İspanya'da Katolik zulmüne uğrayan ve sürgün edilen Yahudilere (Sefaradlar) kucak açmıştır. Kemal Reis komutasındaki Osmanlı gemilerini İspanya'ya göndererek on binlerce Yahudi'yi kurtarmış ve Selanik ile İstanbul'a yerleştirmiştir.
Saltanatının en zorlu iç olayı ise 1509 yılında gerçekleşen ve "Kıyamet-i Suğra" (Küçük Kıyamet) denilen Büyük İstanbul Depremi'dir. Yıkılan İstanbul'u büyük bir hızla yeniden imar etmiş, şehri adeta küllerinden doğurmuştur.
Saltanatının son yıllarında Doğu'da Şah İsmail'in kurduğu Safevi Devleti'nin kışkırtmalarıyla Anadolu'da büyük bir Şii ayaklanması olan Şahkulu İsyanı patlak vermiştir. Yaşlı ve hasta olan Bayezid'in isyana karşı pasif kalması, oğlu Yavuz Sultan Selim'in tepkisini çekmiştir.
Yeniçerilerin desteğini arkasına alan oğlu Selim'in baskısı sonucunda, 1512 yılında "Oğlum Selim şanslı olsun!" diyerek tahtı kendi isteğiyle (zoraki bir rıza ile) terk etmiştir. Bu olay, Osmanlı tarihinde bir padişahın yaşarken tahtı oğluna bıraktığı ilk örnektir. Dimetoka'ya giderken yolda (Havsa civarında) vefat etmiştir. Naaşı İstanbul'da kendi yaptırdığı Bayezid Camii'nin haziresindedir.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER