Osman Gazi (1258 - 1324), üç kıtaya hükmedecek Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk padişahıdır. Babası Ertuğrul Gazi'den Söğüt ve Domaniç bölgesine sıkışmış küçük bir uç beyliği devralmış, uyguladığı "Gaza" stratejisi ve adaletli yönetimiyle bu beyliği bağımsız bir devlete dönüştürmüştür.
Bizans sınırındaki Türkmenleri bayrağı altında toplamayı başarmış, sadece kılıçla değil, kurduğu siyasi evlilikler ve akılcı ittifaklarla da topraklarını genişletmiştir.
Osman Bey'in askeri zekasının en bilinen örneği Bilecik'in fethidir. Bilecik Tekfuru, Osman Gazi'yi pusuya düşürüp öldürmek amacıyla oğlunun düğününe davet etmiştir. Bu tuzağı dostu Köse Mihal aracılığıyla öğrenen Osman Bey, tarihe "Oyun içinde oyun" olarak geçen bir plan yapmıştır.
Düğüne hediye götüren kafilelerin içine silahlı askerlerini kadın kılığında yerleştirmiş, kaleyi içeriden fethetmiştir. Aynı gün kaçan gelin alayını da yakalayarak Yarhisar kalesini de ele geçirmiştir. Bu baskında alınan Yarhisar Tekfuru'nun kızı Holofira (Nilüfer Hatun), oğlu Orhan Gazi ile evlenmiş ve hanedanın ana annelerinden biri olmuştur.
Osmanlı Devleti'nin gerçek kuruluş tarihi olarak kabul edilen olay, 27 Temmuz 1302 tarihinde yapılan Bafeus (Koyunhisar) Muharebesi'dir.
İznik'i kuşatan Osman Gazi'ye karşı Bizans İmparatoru, İstanbul'dan düzenli ve profesyonel bir ordu göndermiştir. Osman Gazi, Yalova yakınlarında Bizans ordusunu ani bir baskınla ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Bu zaferle birlikte:
1. Osmanlı kuvvetleri ilk kez düzenli Bizans ordusunu yenmiştir.
2. Osman Bey'in şöhreti tüm Anadolu'ya yayılmış, beylik bir devlet hüviyeti kazanmıştır.
Osman Gazi, İlhanlı veya Selçuklu hakimiyetini reddederek tam bağımsızlık yolunda adımlar atmıştır. Son yapılan araştırmalarda bulunan sikkeler, Osman Bey'in 1300 yılında kendi adına para bastırdığını kanıtlamıştır.
Devletin manevi kurucusu ise Ahi teşkilatının lideri ve Osman Bey'in kayınpederi olan Şeyh Edebali'dir. Onun "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" öğüdü, Osmanlı'nın 600 yıllık yönetim felsefesinin temeli olmuştur.
Ömrünün son yıllarında gut hastalığı (damla illeti) ile mücadele eden Osman Gazi, ordunun komutasını oğlu Orhan Bey'e devretmiştir. En büyük hayali olan Bursa'nın fethini görememiş, ancak şehir kuşatma altındayken 1324 yılında vefat etmiştir.
Vefatından kısa süre sonra Bursa fethedilmiş ve vasiyeti üzerine Osman Gazi'nin naaşı Söğüt'ten getirilerek Bursa'daki Gümüşlü Kümbet'e defnedilmiştir. Şahsi miras olarak geriye sadece bir at zırhı, bir kılıç, birkaç sancak ve bir kaşık bırakması; onun dünya malına değil, devletin bekasına önem veren bir "Gazi" olduğunun en büyük kanıtıdır.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER