III. Mustafa (1717-1774), Osmanlı İmparatorluğu'nun yirmi altıncı padişahı ve 105. İslam Halifesidir. Lale Devri'nin ünlü padişahı III. Ahmed'in oğludur. Babasının tahttan indirilmesinden sonra 27 yıl boyunca "Kafes" hayatı yaşamış, amcasının oğlu III. Osman'ın ölümü üzerine 1757'de tahta çıkmıştır. Astrolojiye meraklı, çalışkan ve devletin kötü gidişatını durdurmak için çırpınan bir padişahtır. Şiirlerinde "Cihangir" mahlasını kullanmıştır.
Saltanatının ilk yılları, Osmanlı tarihinin en büyük sadrazamlarından biri olan Koca Ragıp Paşa sayesinde huzur ve istikrar içinde geçmiştir. Padişah ve Sadrazam uyum içinde çalışarak hazine gelirlerini artırmış ve lüzumsuz saray masraflarını kısmışlardır.
Ragıp Paşa'nın "Bizim devletimiz bir kocamış aslana benzer, uzaktan heybetli görünür ama yanına yaklaşırsa tırnaklarının ve dişlerinin döküldüğü anlaşılır" diyerek savaştan kaçınma politikası izlemesi, devlete nefes aldırmıştır.
III. Mustafa, Osmanlı ordusunun Avrupa'nın gerisinde kaldığını gören vizyoner bir padişahtır. Askeri ıslahatlar için Fransız uzman Baron de Tott'u görevlendirmiştir. Bu dönemde modern topçuluk sınıfı olan "Sürat Topçuları Ocağı" kurulmuş ve Avrupa tarzı askeri eğitim verilmeye başlanmıştır.
Ayrıca donanmayı güçlendirmek ve modern deniz subayı yetiştirmek amacıyla, bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi'nin temeli sayılan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun (Deniz Mühendishanesi) 1773 yılında kurulmuştur.
III. Mustafa dönemi, doğal afetlerin de yaşandığı bir dönemdir. 1766 yılında İstanbul'da meydana gelen büyük deprem şehri yerle bir etmiştir. Padişah, büyük bir imar seferberliği başlatarak şehri yeniden inşa ettirmiştir. Yıkılan Fatih Camii'ni temelden yeniden yaptırmış ve kendi adına Laleli Camii ve Külliyesi'ni inşa ettirmiştir.
Koca Ragıp Paşa'nın ölümünden sonra, Rusya'nın Lehistan'a müdahalesi ve sınır ihlalleri yüzünden, ordunun hazır olmamasına rağmen 1768'de Rusya'ya savaş ilan edilmiştir. Bu savaş Osmanlı için tam bir felaket olmuştur.
Baltık Denizi'nden yola çıkıp Cebelitarık'ı geçerek Ege'ye gelen Rus donanması, 1770 yılında Çeşme Limanı'nda demirli bulunan Osmanlı donanmasını ani bir baskınla yakmıştır. Çeşme Baskını, İnebahtı'dan sonra Osmanlı denizciliğinin aldığı en büyük darbedir. Karada ve denizde alınan ağır yenilgiler Padişah'ı kahretmiştir.
Savaşın kötü gidişatı, alınan ağır yenilgiler ve üzüntü, III. Mustafa'nın sağlığını bozmuştur. "Yıkılsın bu dünya, biz de altında kalalım" diyecek kadar kederlenen Padişah, savaşın sonunu göremeden 1774 yılında kalp yetmezliğinden vefat etmiştir. Naaşı, Laleli Camii yanındaki türbesine defnedilmiştir. Ölümünden kısa süre sonra Osmanlı tarihinin en ağır antlaşmalarından biri olan Küçük Kaynarca Antlaşması imzalanmıştır.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER