VI. Mehmed Vahideddin (1861-1926), Osmanlı İmparatorluğu'nun otuz altıncı ve son padişahı, 115. İslam Halifesidir. Sultan Abdülmecid'in oğlu, V. Mehmed Reşad'ın kardeşidir. 1918 yılında, I. Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde, 57 yaşında tahta çıkmıştır. Gençliğinde gözden uzak, medrese eğitimiyle ve sanatla (hat ve musiki) iç içe bir hayat sürmüştür. Veliaht iken Mustafa Kemal Paşa ile Almanya seyahatine çıkmış, onu yakından tanıma fırsatı bulmuştur.
Vahideddin tahta çıktığında devlet fiilen çökmüş durumdaydı. Tahta çıkışından kısa süre sonra İttihat ve Terakki kabinesi istifa etmiş ve ağır şartlar içeren Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. İstanbul İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiş, Padişah sarayda adeta bir esir konumuna düşmüştür.
Padişah, Anadolu'daki karışıklıkları önlemek ve düzeni sağlamak amacıyla Mustafa Kemal Paşa'yı geniş yetkilerle 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a göndermiştir. Ancak Milli Mücadele'nin boyutu değişip, Anadolu hareketi İstanbul Hükümeti'ne ve işgalcilere başkaldırınca, İngiliz baskısı altındaki Vahideddin yönetimi ile Ankara arasındaki ipler kopmuştur. Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında idam fermanları imzalanmış, Ankara hükümeti "asi" ilan edilmiştir.
İstanbul Hükümeti'nin 1920'de imzaladığı ve Osmanlı'yı parçalayan Sevr Antlaşması, Anadolu'daki direnişi daha da körüklemiştir. Kurtuluş Savaşı'nın Ankara hükümeti tarafından kazanılması ve Mudanya Ateşkesi'nin imzalanmasıyla İstanbul'daki yönetimin fiilen hükmü kalmamıştır.
1 Kasım 1922'de TBMM, Saltanat ve Hilafeti birbirinden ayırarak Saltanatı kaldırmış, böylece 600 yıllık Osmanlı saltanatı resmen sona ermiştir. Vahideddin'in adı hutbelerden çıkarılmış ve "vatan haini" ilan edilme süreci başlamıştır.
Hayatının tehlikede olduğunu düşünen Vahideddin, 17 Kasım 1922 sabahı küçük oğlu Ertuğrul ve haremiyle birlikte, İngiliz zırhlısı HMS Malaya ile İstanbul'u terk etmiştir. Bu ayrılış, Osmanlı hanedanı için "sürgün" yıllarının başlangıcı olmuştur.
Önce Malta'ya, oradan Hicaz Kralı'nın davetiyle Mekke'ye gitmiş, ancak siyasi baskılar nedeniyle oradan da ayrılarak İtalya'nın San Remo kentine yerleşmiştir. Sürgün yıllarında büyük maddi sıkıntılar çekmiş, "Saltanatsız hilafet olmaz" diyerek Ankara'nın atadığı Halife Abdülmecid Efendi'yi tanımamıştır.
16 Mayıs 1926'da San Remo'da kalp krizinden vefat etmiştir. Cenazesi Türkiye'ye kabul edilmemiş, borçları yüzünden tabutuna bir süre haciz konulmuştur. Nihayetinde kızı Sabiha Sultan'ın çabalarıyla Şam'a götürülerek Süleymaniye Külliyesi haziresine defnedilmiştir.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER