Melikşah (Muizzüddin Ebu'l-Feth Melikşah), Büyük Selçuklu Devleti'nin üçüncü ve en kudretli sultanıdır. Babası Alp Arslan'ın şehadeti üzerine 1072 yılında tahta çıkmış, 20 yıl süren hükümdarlığında devleti Anadolu'dan Çin sınırına, Kafkasya'dan Yemen'e ve Hindistan kapılarına kadar ulaştırmıştır. "Doğu'nun ve Batı'nın Sultanı" olarak anılır.
Sultan Melikşah dönemi, Selçukluların "Altın Çağı"dır. Sadece fetihlerle değil; Nizâmülmülk gibi büyük bir vezirle kurduğu devlet teşkilatı, Ömer Hayyam gibi bilim adamlarına yaptırdığı rasathane ve takvim (Celalî Takvimi) çalışmalarıyla da medeniyetin zirvesini temsil eder.
• İç İsyanlar ve Kerec Savaşı (1073): Tahta çıkar çıkmaz amcası Kavurd Bey'in isyanıyla karşılaşmış, Kerec Muharebesi'nde onu yenerek devlet otoritesini sağlamlaştırmıştır.
• Maveraünnehir ve Türkistan Seferleri: Gazneli ve Karahanlı saldırılarını püskürtmekle kalmamış, Semerkant ve Buhara gibi stratejik şehirleri fethederek Karahanlı Devleti'ni kendine bağlamıştır. Sınırları Çin hududuna kadar genişletmiştir.
• Anadolu ve Suriye Hakimiyeti: Süleyman Şah'ın vefatından sonra Suriye'ye bizzat sefere çıkarak Halep, Antakya ve Urfa'yı devlet merkezine bağlamış, Akdeniz kıyılarına ulaşmıştır.
Kafkasya'dan Yemen'e kadar uzanan devasa bir coğrafyaya hükmeden Sultan Melikşah, bir sefer dönüşü babası Alp Arslan'ın mezarını ziyaret etmiştir. Deniz kıyısından aldığı bir avuç kumu babasının kabrine serperek tarihe geçen şu sözleri söylemiştir:
"Müjde sana ey baba! Çocuk olarak bıraktığın evladın, dünyayı baştan başa fethetti!"
1092 yılında, henüz 37 yaşındayken Bağdat'ta şüpheli bir şekilde (muhtemelen zehirlenerek) vefat etmiştir. Ölümüyle birlikte Büyük Selçuklu Devleti bir daha toparlanamayacak bir fetret devrine girmiştir. Ardında muazzam bir imparatorluk, İsfahan Mescid-i Cuması gibi mimari şaheserler ve adaletle yönetilmiş bir coğrafya bırakmıştır.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER