ANA SAYFA YÖNETİCİLER BİLİM İNSANLARI VE ALİMLER DÜŞÜNÜRLER VE EDEBİYATÇILAR SPORCULAR

AHMET NECDET SEZER

Ahmet Necdet Sezer (1941-...), Türk hukukçu ve devlet adamıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin onuncu Cumhurbaşkanıdır. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevinden Cumhurbaşkanlığına seçilen ilk ve tek kişidir. Hukuka olan sıkı bağlılığı, protokol kuralları konusundaki hassasiyeti, mütevazı yaşam tarzı ve özellikle 2001 Ekonomik Krizi'ni tetikleyen MGK toplantısıyla Türk siyasi tarihinde derin izler bırakmıştır.

Hukukçu Kimliği ve Anayasa Mahkemesi

1941 yılında Afyonkarahisar'da doğan Sezer, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuştur. Hakimlik kariyerine Dicle ve Yerköy'de başlamış, Yargıtay üyeliğine kadar yükselmiştir. 1988 yılında Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanmış, 1998 yılında ise bu mahkemenin başkanı seçilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Başkanı iken yaptığı konuşmalarda düşünce özgürlüğünü savunmuş, anayasa ve yasaların özgürlükleri kısıtlayan hükümlerden arındırılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu demokratik çıkışları, siyasi partilerin dikkatini çekmiş ve koalisyon hükümeti (DSP-MHP-ANAP) ile muhalefetin ortak adayı olarak 2000 yılında Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Anayasa Kitapçığı Krizi ve 2001 Krizi

Sezer'in Cumhurbaşkanlığı döneminin en sarsıcı olayı, 19 Şubat 2001 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında yaşanmıştır. Hükümetin yolsuzluklarla mücadelede yetersiz kaldığını düşünen Sezer, Başbakan Bülent Ecevit'e anayasa kitapçığını fırlatmış (veya itmiş) ve sert bir tartışma yaşanmıştır.

Bülent Ecevit'in toplantıyı terk ederek durumu "devlet terbiyesine yakışmayan bir üslup" olarak kamuoyuna duyurmasıyla piyasalar altüst olmuş ve tarihe "Kara Çarşamba" olarak geçen 2001 Türkiye Ekonomik Krizi patlak vermiştir. Bu olay, Türk siyasi ve ekonomik yapısında köklü değişikliklere neden olan sürecin başlangıcı olmuştur.

Veto Yetkisi ve Laiklik Hassasiyeti

Görev süresi boyunca "Hukuk Devleti" ilkesini her şeyin üzerinde tutmuş ve kendisine gönderilen yasa ve kararnameleri en ince detayına kadar incelemiştir. Bu nedenle veto hakkını en çok kullanan cumhurbaşkanlarından biri olmuştur.

Özellikle 2002 yılında AK Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte, hükûmetle laiklik ve kamusal alan konularında sık sık karşı karşıya gelmiştir. Çankaya Köşkü'nü "kamusal alan" olarak tanımlayarak başörtülü eşleri resepsiyonlara davet etmemesi o dönemde büyük tartışmalara yol açmıştır.

Görev Süresi ve Sonrası

2007 yılında görev süresi dolmasına rağmen, mecliste yaşanan "367 Krizi" ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kilitlenmesi nedeniyle görevini bir süre daha sürdürmek zorunda kalmıştır. Abdullah Gül'ün seçilmesiyle görevini devretmiştir.

Cumhurbaşkanlığı boyunca devlet harcamalarında gösterdiği titizlik, kırmızı ışıkta beklemesi ve market alışverişlerini bizzat yapması gibi mütevazı davranışlarıyla halkın bir kesiminin büyük takdirini kazanırken, katı bürokratik tutumu ve bazı af kararları (Wernicke-Korsakoff sendromlu mahkumlar) nedeniyle de eleştirilmiştir. Görevden ayrıldıktan sonra gözlerden uzak, sessiz bir yaşam sürmeyi tercih etmiştir.

2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER