Mustafa İsmet İnönü (1884-1973), Türk asker, siyasetçi ve devlet adamıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı, ilk Başbakanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ilk Genelkurmay Başkanıdır. Osmanlı ordusunda başlayan kariyeri, Kurtuluş Savaşı'nın en kritik muharebelerinde komutanlık, Lozan'da diplomatik zafer ve Cumhuriyet döneminde ülkenin en uzun süreli yöneticilerinden biri olma vasıflarıyla devam etmiştir. Siyasi tarihte "Milli Şef" olarak da anılır.
1884'te İzmir'de doğan İsmet Bey, Mühendishane-i Berr-i Hümayun'u birincilikle bitirmiştir. I. Dünya Savaşı'nda Kafkasya ve Filistin cephelerinde savaşmış, Mustafa Kemal Paşa ile yakın çalışma fırsatı bulmuştur.
Milli Mücadele'nin başlamasıyla Anadolu'ya geçen İsmet Bey, düzenli ordunun kurulmasında hayati rol oynamıştır. Batı Cephesi Komutanı olarak sevk ve idare ettiği I. ve II. İnönü Muharebeleri, düzenli ordunun ilk zaferleri olmuş ve Yunan ilerleyişini durdurarak halkın moralini yükseltmiştir. Bu başarılarından dolayı Mustafa Kemal tarafından "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz" sözüyle taltif edilmiştir. Soyadı Kanunu çıktığında, bu zaferlerin anısına Atatürk tarafından kendisine "İnönü" soyadı verilmiştir.
İsmet İnönü'nün askeri başarılarını taçlandıran olay, Mudanya Ateşkesi'nden sonra Türkiye'yi temsil ettiği Lozan Barış Konferansı'dır. Dışişleri Bakanı ve Başmurahhas olarak gittiği Lozan'da, Lord Curzon gibi deneyimli diplomatlara karşı çetin bir mücadele vermiştir.
İnönü, "Ben buraya Mondros'tan değil, Mudanya'dan geldim" diyerek Türkiye'nin eşit bir devlet olarak masada olduğunu vurgulamış; kapitülasyonların kaldırılmasını ve Türkiye'nin tam bağımsızlığının tescil edilmesini sağlamıştır. Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olarak tarihe geçmiştir.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye'nin ilk Başbakanı olmuş ve Atatürk ile birlikte devrimlerin uygulayıcısı konumuna gelmiştir. Halifeliğin kaldırılması, eğitim birliği, hukuk devrimleri ve ekonomide devletçilik ilkesinin yerleşmesinde başrolü oynamıştır. Atatürk'ün vefatına kadar (kısa bir ayrılık dönemi hariç) başbakanlık görevini sürdürerek devletin kurumsallaşmasını sağlamıştır.
Atatürk'ün 1938'de vefatı üzerine TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçilmiş ve CHP Kurultayı'nda "Milli Şef" unvanını almıştır. Cumhurbaşkanlığı döneminin en büyük başarısı, dünyayı kan gölüne çeviren II. Dünya Savaşı'nda Türkiye'yi tarafsız tutmayı başarmasıdır.
Hem Müttefiklerin hem de Mihver devletlerinin baskılarına rağmen, denge politikası izleyerek ülkeyi savaşa sokmamıştır. Bu dönemde yaşanan ekonomik sıkıntılar (Ekmek karnesi, Varlık Vergisi vb.) nedeniyle eleştirilse de, bir mitingde kendisine "Bizi ekmeksiz bıraktın" diye bağıran bir çocuğa; "Sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım" diyerek politikasının amacını özetlemiştir. Köy Enstitüleri bu dönemde kurularak eğitimde büyük bir atılım yapılmıştır.
Savaş sonrası değişen dünya dengelerini görerek 1946'da çok partili hayata geçişin önünü açmıştır. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti'nin kazanması üzerine iktidarı barışçıl bir şekilde devrederek Türk demokrasisinin en önemli sınavını başarıyla vermesini sağlamıştır. "Benim en büyük yenilgim, en büyük zaferimdir" diyerek demokrasiye olan inancını göstermiştir.
1950-1960 yılları arasında ana muhalefet lideri olarak görev yapmış, 27 Mayıs Darbesi'nden sonra tekrar Başbakan olarak Türkiye'nin ilk koalisyon hükümetlerini kurmuştur. 1960'ların sonunda CHP'nin politikasını "Ortanın Solu" olarak tanımlamış, ancak parti içi mücadelede eski genel sekreteri Bülent Ecevit'e karşı 1972 kurultayını kaybederek siyaseti bırakmıştır.
25 Aralık 1973'te Ankara'da vefat eden İsmet İnönü, Anıtkabir'de Atatürk'ün karşısındaki mezarına defnedilmiştir.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER