Lefter Küçükandonyadis (1924-2012), Türk futbol tarihinin en büyük figürlerinden biri, Fenerbahçe camiasının ise en parlak simgesidir. Futboldaki eşsiz ustalığı, saha içindeki oyun zekası ve gol yollarındaki durdurulamaz etkinliği sayesinde "Ordinaryüs" lakabını alan sanatçı, sadece bir sporcu değil, aynı zamanda toplumun her kesimi tarafından saygı duyulan bir centilmenlik abidesidir. "Ver Lefter'e, yaz deftere!" sloganıyla özdeşleşen golcülüğü, onu Türk futbolunda ulaşılması güç bir mertebeye taşımıştır. Fenerbahçe Marşı'nda adı geçen tek futbolcu olması, kulüp tarihindeki yerinin sarsılmaz bir kanıtıdır.
1924 yılında Büyükada’da Rum kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lefter, balıkçı bir babanın evladıdır. Futbola Büyükada’da adım atan ve Taksim Spor Kulübü’nde yetişen Lefter, henüz o yıllarda yeteneğiyle fark edilmiştir. Lisans alabilmek için mahkeme kararıyla yaşını büyütmek zorunda kalan genç yetenek, Diyarbakır’da yaptığı dört yıllık uzun askerlik görevinin ardından 1947 yılında Fenerbahçe’ye transfer olmuştur. Bu transfer, Türk futbolunda yaklaşık yirmi yıl sürecek bir fırtınanın başlangıcı olmuştur.
Lefter, 1951 yılında o dönemin şartları için devasa bir meblağ olan 17 bin 500 liralık transfer ücretiyle İtalya’nın Fiorentina takımına transfer olmuştur. Bir yıl sonra Fransa’nın OGC Nice takımında forma giyen Ordinaryüs, Avrupa futbolunda top koşturan ilk Türk yıldızlardan biri olmuştur. 1953 yılında "evim" dediği Fenerbahçe’ye geri dönmüş ve sarı-lacivertli formayla şampiyonluklar yaşamaya devam etmiştir. Fenerbahçe formasıyla çıktığı 600'den fazla maçta 400'ün üzerinde gol kaydederek bir efsaneye dönüşmüştür.
Ay-yıldızlı formayı 50 kez giyen Lefter Küçükandonyadis, Türk milli takımı tarihinin en önemli oyuncularından biridir. 1954 FIFA Dünya Kupası'nda forma giymiş ve turnuvada iki gol atmıştır. Özellikle Güney Kore ağlarına gönderdiği gol, Dünya Kupası tarihinin 400. golü olarak kayıtlara geçmiştir. Milli takım formasıyla attığı 21 gol rekorunu 33 yıl boyunca kimseye kaptırmayan Lefter, 50. milli maç altın madalyasını alan ilk Türk futbolcu olma şerefine de erişmiştir. Sahadaki liderliği ve kaptanlığıyla milli takımın her zaman güven duyduğu bir isim olmuştur.
Lefter'in hayatı sadece başarılarla değil, toplumsal zorluklarla da sınanmıştır. Gençliğinde Varlık Vergisi nedeniyle ailesinin yaşadığı sıkıntılara tanıklık etmiş, 6-7 Eylül olaylarında ise Büyükada’daki evi saldırıya uğramıştır. Evini taşlayanları tanımasına rağmen kimseyi ihbar etmemiş, "Hepsi komşum, bir anlık öfkeyle yaptılar" diyerek asaletini korumuştur. Fenerbahçeli taraftarların evinin önünde barikat kurup nöbet tutması, onun rengi ne olursa olsun tüm taraftarlar tarafından ne kadar çok sevildiğinin en duygusal örneğidir.
Teknik direktörlük kariyerinde Mersin İdman Yurdu’nu şampiyon yaparak 1. Lig’e taşıyan Lefter, spor yazarlığı yaparak da futbol dünyasına hizmet etmeye devam etmiştir. 2012 yılında, 87 yaşında İstanbul'da hayata gözlerini yuman büyük efsane, binlerce kişinin katıldığı bir törenle uğurlanmıştır. Kadıköy'de Kuşdili Parkı'ndaki heykeli, onun ölümsüz hatırasını temsil etmektedir. Lefter Küçükandonyadis, Türk futbolunda sadece bir şampiyon olarak değil; zarafeti, yeteneği ve "Ordinaryüs" mertebesine ulaşan zekasıyla ebediyen yaşayacaktır.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER