Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962); şair, romancı, deneme yazarı, edebiyat tarihçisi ve akademisyen kimlikleriyle modern Türk edebiyatının en çok yönlü ve derinlikli şahsiyetlerinden biridir. Şiirlerinde estetik ve musikiyi, romanlarında ise Doğu ile Batı arasında sıkışmış Türk aydınının iç dünyasını ve "zaman" kavramını dâhice işlemiştir. "Bursa'da Zaman" şiiri ve "Huzur" romanı ile edebiyatımızda silinmez bir iz bırakan Tanpınar, aynı zamanda bir edebiyat tarihçisi olarak Tanzimat sonrası Türk edebiyatına bilimsel ve sanatsal bir perspektif kazandırmıştır.
1901 yılında İstanbul'da doğan Tanpınar'ın çocukluğu, kadı olan babasının görevleri nedeniyle Anadolu’nun ve Ortadoğu’nun farklı şehirlerinde (Ergani, Sinop, Kerkük, Antalya) geçmiştir. Bu coğrafi çeşitlilik, onun eserlerindeki kültürel zenginliğin kaynağı olmuştur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdiğinde, hocası Yahya Kemal Beyatlı ile tanışması hayatının dönüm noktası olmuştur. Yahya Kemal'den aldığı "millet", "tarih" ve "şiir zevki" mirasını, kendi estetik süzgecinden geçirerek modern bir yapıya kavuşturmuştur. 1923 yılında mezun olduktan sonra Anadolu'nun çeşitli illerinde öğretmenlik yaparak halkı ve memleketi yakından tanımıştır.
Tanpınar için şiir, kelimelerin ötesinde bir musiki ve rüya halidir. En meşhur şiiri olan "Bursa'da Zaman", Osmanlı tarihine, mekana ve zamana duyulan melankolik bir saygı duruşudur. Mezar taşına da kazınan "Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında" dizeleri, onun zaman karşısındaki felsefi duruşunu özetler. Şiirlerinde mükemmelliyetçi bir tavır sergileyen yazar, ömrü boyunca yazdığı pek çok şiirden sadece 37'sini beğenerek tek şiir kitabı olan "Şiirler" eserine almıştır.
Tanpınar’ın romancılığı, Türk modernleşmesinin yarattığı kimlik krizlerini ve kültürel sürekliliği inceler. 1949 yılında yayımlanan Huzur romanı, hem bir aşk hikayesi hem de II. Dünya Savaşı arifesinde İstanbul’un kültürel panoramasını sunan bir şaheserdir. Saatleri Ayarlama Enstitüsü ise Türk toplumunun bürokrasi, batılılaşma ve toplumsal değişim karşısındaki halini ironik ve alegorik bir dille eleştiren, dünya edebiyatı çapında bir romandır. Bu eserlerinde "eski ile yeni"nin çatışmasını değil, bu iki değerin sentezini aramıştır.
Tanpınar, sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda Türk edebiyatını sistemleştiren bir bilim insanıdır. "XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi" adlı eseri, Tanzimat sonrası edebiyatımızı belgelerle ve estetik yorumlarla analiz eden en yetkin kaynaklardan biridir. Deneme türündeki şaheseri Beş Şehir’de ise Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’u; tarihleri, kültürleri ve ruhlarıyla anlatarak bir medeniyet okuması yapmıştır. Bu eser, Tanpınar’ın memleket sevgisi ile entelektüel derinliğinin birleştiği zirve noktasıdır.
1943-1946 yılları arasında Maraş milletvekili olarak Meclis'te bulunan Tanpınar, siyasetten ziyade kültür ve sanat meseleleriyle ilgilenmiştir. Ömrünün geri kalanını İstanbul Üniversitesi'nde profesör olarak geçirmiş, birçok öğrenci yetiştirmiştir. 24 Ocak 1962'de kalp krizi sonucu vefat eden büyük usta, Aşiyan Mezarlığı'nda, çok sevdiği hocası Yahya Kemal'in yanına defnedilmiştir. Tanpınar; rüyaları, masalları ve zamanı Türkçenin en zarif mısralarıyla ören bir "medeniyet şairi" olarak yaşamaya devam etmektedir.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER