ANA SAYFA YÖNETİCİLER BİLİM İNSANLARI VE ALİMLER DÜŞÜNÜRLER VE EDEBİYATÇILAR SPORCULAR

NAMIK KEMAL

Namık Kemal (1840-1288), "Vatan Şairi" ve "Hürriyet Şairi" unvanlarıyla Türk edebiyatı ve siyasi tarihine damgasını vurmuş bir devrimcidir. 19. yüzyıl Tanzimat döneminin en gür sesli aydını olan Kemal; vatan, millet, özgürlük ve meclis gibi kavramları Türk düşünce dünyasına kazandıran kişidir. Coşkulu üslubu, kavgacı kişiliği ve yurtseverlik ateşiyle sadece kendi dönemini değil, Mustafa Kemal Atatürk gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kadrolarını da derinden etkilemiş bir fikir mimarıdır.

Tekirdağ’dan Sofya’ya: Bir Aydınlanma Başlangıcı

1840 yılında Tekirdağ'da doğan Mehmed Namık, annesini küçük yaşta kaybetmiş ve dedesi Abdülatif Paşa'nın yanında büyümüştür. Düzenli bir okul eğitimi alamasa da özel derslerle Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenerek kendini yetiştirmiştir. "Namık" adını ona Sofya yıllarında, şiirlerindeki mahareti gören şair Eşref Bey vermiştir.

Gençlik yıllarında Divan edebiyatı geleneğiyle şiirler yazarken, İstanbul'da İbrahim Şinasî ile tanışması hayatının dönüm noktası olmuştur. Şinasî aracılığıyla Batı kültürüne yönelmiş, "sanat toplum içindir" anlayışını benimseyerek kalemini milletinin hizmetine adamıştır.

Yeni Osmanlılar ve Sürgün Yılları

Şinasî’nin Paris’e gitmesiyle Tasvir-i Efkâr gazetesinin başına geçen Namık Kemal, burada hükümet aleyhindeki sert makaleleriyle dikkat çekmiştir. Meşrutiyetçi bir yönetim sistemini savunan gizli "Yeni Osmanlılar Cemiyeti"ne katılmış, baskılar artınca Ziya Paşa ile birlikte Paris ve Londra’ya kaçmıştır.

Avrupa’da Hürriyet gazetesini çıkararak muhalefetini sürdüren Kemal, yurda döndüğünde ise İbret gazetesi üzerinden hürriyet mücadelesine devam etmiştir. Yazıları ve düşünceleri nedeniyle hayatının büyük bir kısmı Gelibolu, Magosa, Midilli ve Rodos gibi yerlerde sürgünlerde veya hapislerde geçmiştir.

"Vatan yahut Silistre" ve Halkın Coşkusu

Namık Kemal, Türk edebiyatının sahnelenen ilk Batılı tarzda tiyatro eseri olan Vatan yahut Silistre (1873) ile halkın gönlünde ölümsüzleşmiştir. Oyunun Gedikpaşa Tiyatrosu'ndaki ilk gösterimi sonrası halkın "Vatan sağ olsun!" nidalarıyla galeyana gelmesi üzerine, hükümet tarafından tehlikeli görülerek Magosa’ya sürülmüştür.

Onun için tiyatro, "eğlencelerin en faydalısı" ve halkı eğitmek için kullanılan bir "mektep"ti. Roman türünde ise ilk edebi romanımız olan İntibah ve tarihi roman niteliğindeki Cezmi ile Türk edebiyatına yeni ufuklar kazandırmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk ve Namık Kemal Mirası

Namık Kemal’in fikirleri, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinde yaşamaktadır. Mustafa Kemal Atatürk, "Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal'dir" diyerek ona olan hayranlığını ifade etmiştir.

Namık Kemal’in vatanın çaresizliğini anlatan "Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yok imiş kurtaracak bahtı kara mâderini" beytine karşı, Atatürk Milli Mücadele yıllarında "Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini / Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini" naziresini yaparak bu mirası bir zafere dönüştürmüştür.

Vefatı ve Bolayır’daki Ebedi İstirahat

2 Aralık 1888'de, henüz 47 yaşındayken Sakız Adası'ndaki mutasarrıflık görevi sırasında vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine naaşı Gelibolu’ya nakledilerek, Rumeli fatihi Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın Bolayır’daki türbesinin yanına defnedilmiştir. Mezarı bugün, Türk milletinin hürriyet sevdasının bir nişanesi olarak ziyaret edilmektedir. O, "Ölürsem milletim için ölürüm / Yaşarsam milletim için yaşarım" diyen bir adanmışlığın sembolü olarak tarihteki yerini almıştır.

2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER