Nasreddin Hoca (1208-1284), Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yaşamış, Türk halk kültürünün en büyük mizah kahramanı ve bilge şahsiyetidir. Sadece bir güldürü tiplemesi değil, aynı zamanda toplumun aksayan yönlerini mizah yoluyla eleştiren, insanlara ders veren ve düşündüren bir halk filozofudur. Fıkraları Anadolu'dan Orta Asya'ya, Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar uzanan devasa bir coğrafyada yüzyıllardır anlatılmakta ve Türk dünyasının ortak kültürel mirasını simgelemektedir.
Tarihi belgelere göre Nasreddin Hoca, 1208 yılında Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine bağlı Hortu köyünde doğmuştur. Babası Şemseddin Efendi’den ilk eğitimini aldıktan sonra medresede tahsil görmüş ve köyünde imamlık yapmıştır. Daha sonra dönemin tasavvuf ve ilim merkezlerinden biri olan Akşehir'e yerleşmiş; burada Mahmûd-ı Hayrânî gibi büyük zatların dervişi olmuştur. Akşehir'de müderrislik ve kadılık gibi mülki görevlerde bulunan Hoca, 1284 yılında yine bu şehirde vefat etmiştir.
Nasreddin Hoca'nın gerçekte yaşayıp yaşamadığına dair tartışmalar olsa da, Akşehir'deki türbesi ve ailesine ait bulunan mezar taşları onun tarihi bir şahsiyet olduğunu kanıtlamaktadır. Türbesindeki mezar taşında ölüm yılı hicri 386 olarak yazılmış olsa da, araştırmacılar bunun Hoca'nın nüktedanlığına uygun olarak ters yazıldığını (aslı 683, yani miladi 1284) kabul ederler. Ayrıca Yıldırım Bayezid'in bir sipahisinin türbe duvarına 1393 yılında kazıdığı yazı, Hoca'nın o tarihten çok önce yaşadığının en somut kanıtlarından biridir.
Nasreddin Hoca fıkraları, basit birer fıkradan öte, hayatın her alanına dair birer hikmet barındırır. "Parayı veren düdüğü çalar", "Ya tutarsa", "Bindiği dalı kesmek" gibi ifadeler sadece birer nükte değil, toplumsal birer analizdir. Hoca, fıkralarında bazen saf bir köylü, bazen sert bir kadı, bazen de evrenin sırlarını bilen bir derviş kılığındadır. Bu çok yönlülük, anonim halk anlatılarının zamanla onun karizmatik kişiliği etrafında toplanmasından kaynaklanmaktadır.
Nasreddin Hoca, UNESCO tarafından 2022 yılında "Somut Olmayan Kültürel Miras" olarak tescil edilmiştir. Türk halklarının yanı sıra Araplar, İranlılar, Bulgarlar ve hatta Çinliler arasında bile benzer tiplemelerle (Molla Nasreddin, Cuhâ vb.) yer edinmiştir. Özbekistan’ın Buhara şehrindeki heykeli, onun Türkistan ile Anadolu arasındaki kopmaz kültürel bağının simgesidir. Sinemadan tiyatroya, edebiyattan plastik sanatlara kadar pek çok alanda eserlere konu olmuştur.
Hoca’nın eşeğine ters binmesi, basit bir şaşkınlık değil, hayata ve topluma farklı bir perspektiften bakmanın sembolüdür. O, bu hareketiyle "Arkamdan gelenleri görebilmek ve onlarla yüz yüze konuşabilmek için böyle biniyorum" diyerek liderlik ve iletişim dersi vermiştir. Nasreddin Hoca, aradan geçen yedi asra rağmen, her devrin insanına gülümseyerek doğruyu göstermeye devam eden zamansız bir rehberdir.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER