Ahî Evran (1171-1261), tam adıyla Pîr Mahmud bin Ahmed Nasirûddin Ahî Evran bin Abbas Velî, 13. yüzyılda Anadolu'da Ahilik teşkilatının temellerini atan, esnaf ve sanatkârları bir çatı altında toplayan efsanevi bir mutasavvıf, düşünür ve debbağ (derici) pîridir. İran’dan başlayıp Anadolu’ya uzanan yaşamı, sadece bir zanaat ustalığı değil; aynı zamanda ahlak, yardımlaşma ve askeri disiplini birleştiren devasa bir toplumsal örgütlenme öyküsüdür.
1171 yılında İran’ın Hoy kasabasında doğan Ahî Evran, eğitimini Azerbaycan ve Horasan gibi dönemin önemli kültür merkezlerinde tamamlamıştır. Bağdat’ta bulunduğu sırada Abbasi halifesi Nâsır Lidinillâh’ın kurduğu "Fütüvvet Teşkilâtı"na katılmış ve burada mürşidi Evhadüddîn-i Kirmânî ile tanışmıştır. 1204 yılında Selçuklu Sultanı I. Gıyâseddin Keyhüsrev’in daveti üzerine Muhyiddin İbnü’l-Arabî ve Kirmânî gibi büyük zatlarla birlikte Anadolu’ya gelmiştir.
Ahî Evran, Anadolu’ya geldikten sonra Kayseri’ye yerleşmiş ve burada deri işleme (debbağlık) sanatını icra etmiştir. Bağdat’ta gördüğü fütüvvet anlayışını Anadolu’nun yerel şartlarıyla birleştirerek "Ahilik Teşkilâtı"nı kurmuştur. Bu teşkilat, Kayseri’de pek çok sanatın icra edildiği bir sanayi sitesi gibi çalışmış; hem kaliteli üretim yapılmasını sağlamış hem de çalışanların ahlaki eğitimini üstlenmiştir. Ahî Evran, sadece dericilerin değil, 32 çeşit esnaf ve sanatkarın lideri olarak kabul edilmiştir.
Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın büyük desteğini alan Ahî Evran, sultanın bir suikast sonucu öldürülmesiyle zor günler yaşamıştır. Yeni yönetimle (II. Gıyâseddin Keyhüsrev dönemi) ters düşerek bir süre hapsedilmiş, serbest kaldıktan sonra Denizli ve Konya üzerinden geçerek Kırşehir’e yerleşmiştir. Kırşehir’de geçirdiği 15 yıl boyunca Ahilik düşüncesini tüm Anadolu’ya yaymış ve burayı teşkilatın merkezi haline getirmiştir.
Ahî Evran’ın eşi Fatma Bacı, eşinin "Ahîlik" (Erkek Kardeşlik) teşkilatından esinlenerek "Bacıyan-ı Rum" (Anadolu Kadınları) teşkilatını kurmuştur. Bu teşkilat, kadınların meslek sahibi olmasını, ev ekonomisine katkı sağlamasını ve gerektiğinde vatan savunmasında yer almasını amaçlayan dünyadaki ilk kadın örgütlenmelerinden biridir. Ahîlerin "Eline, beline, diline sahip ol" düsturuna karşılık, Bacıyan-ı Rum "Aşına, eşine, işine sadık ol" ilkesini benimsemiştir.
Anadolu’nun Moğol istilasına uğradığı yıllarda Ahî Evran, Moğol baskısına karşı direnişin en önemli sivil liderlerinden biri olmuştur. 12 Nisan 1261 tarihinde (kaynaklarda geçen bir ay tutulmasıyla tarihlendirilir) Moğollara karşı yapılan bir savunma sırasında veya Moğol yanlısı yönetimle olan ihtilaflar sonucu şehit edildiği rivayet edilir. Ölümü, Anadolu’nun ilmi ve ticari hayatı için büyük bir kayıp olmuştur.
Ahîlik; sadece bir esnaf birliği değil, "güzel ahlak ile sanatın birleşimi"dir. Teşkilatın kuralları olan Fütüvvetnameler; cömertlik, alçakgönüllülük ve dürüstlüğü emrederdi. Kalitesiz mal üreten esnafın "pabucunun dama atılması" geleneği, Ahî Evran’ın kurduğu denetim mekanizmasının bir sonucudur. Bugün Kırşehir’de bulunan Ahî Evran Camii ve Türbesi, bu kadim kültürün manevi merkezi olarak ziyaret edilmektedir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda Osman Gazi’nin kayınpederi Şeyh Edebalî bir Ahî şeyhiydi ve devletin temelleri bu teşkilatın sağladığı toplumsal güven üzerine inşa edilmiştir.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER