ANA SAYFA YÖNETİCİLER BİLİM İNSANLARI VE ALİMLER DÜŞÜNÜRLER VE EDEBİYATÇILAR SPORCULAR

NEDÎM

Nedîm (1681-1370), asıl adıyla Ahmed, 18. yüzyıl Divan Edebiyatı'nın en özgün şairlerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğu'nun eğlence, estetik ve yenileşme ile anılan Lâle Devri'nin ruhunu şiirlerine en iyi yansıtan sanatçı kabul edilir. Divan şiirinin soyut dünyasını İstanbul'un somut sokaklarına, köşklerine ve mesire alanlarına taşıyan Nedîm; şarkı formundaki ustalığı, şuh edası ve "Mahalleleşme" akımının öncüsü olmasıyla edebiyatımızda çığır açmıştır.

İstanbul’un Şairi ve Damat İbrahim Paşa

1681 yılında İstanbul'da köklü bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. İyi bir medrese eğitimi almış, Arapça ve Farsçayı mükemmel düzeyde öğrenmiştir. Nedîm'in yıldızı, Lâle Devri'nin mimarı Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın himayesine girmesiyle parlamıştır. Padişah III. Ahmed ve İbrahim Paşa’nın çevresinde oluşan sanat ve eğlence meclislerinin vazgeçilmez ismi olmuş; yazdığı kasidelerle bu dönemin imar faaliyetlerini, bahçelerini ve neşesini ebedileştirmiştir.

Divan Şiirinde Devrim: Somutluk ve Mahalleleşme

Nedîm'i kendisinden önceki klasik şairlerden ayıran en büyük fark, sevgilisini ve mekanlarını "gerçek" hayattan seçmesidir. O, divan şiirinin hayali ve erişilmez sevgilisini podyumlardan indirip İstanbul sokaklarına çıkarmıştır. Şiirlerinde Sadâbâd mesirelerini, Kağıthane helva sohbetlerini, Boğaziçi'ndeki mehtap gezintilerini en canlı renklerle tasvir eder. "Mahalleleşme" akımını zirveye taşıyarak konuşma dilindeki deyimleri ve İstanbul Türkçesinin inceliklerini şiire dahil etmiştir.

"Bu Şehr-i Sıtanbûl ki Bî-misl-ü Behâdır"

Nedîm, kelimenin tam anlamıyla bir İstanbul aşığıdır. Şehri anlatan meşhur kasidesinde "Bu İstanbul şehri ki eşi benzeri yoktur, bir taşına bütün İran mülkü feda olsun" diyerek şehre duyduğu hayranlığı dile getirmiştir. Onun şiirlerinde İstanbul sadece bir mekan değil, yaşayan, nefes alan, modası ve giyim kuşamıyla dönemin ruhunu taşıyan bir karakterdir. Divan edebiyatında "Şarkı" türünün en güzel örneklerini vermiş, bu türün en büyük ustası kabul edilmiştir.

Hüzünlü Bir Son: Patrona Halil İsyanı

Lâle Devri'nin o ışıltılı ve gamsız hayatı, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile kanlı bir şekilde son bulmuştur. Nedîm'in ölümü de bu isyanın kargaşası içinde gerçekleşmiştir. En yaygın rivayete göre, isyancıların dehşetinden kaçarken Beşiktaş'taki evinin çatısından düşerek hayatını kaybetmiştir. Bazı kaynaklar ise isyanın yarattığı korku ve kederden dolayı (illet-i vehîme) öldüğünü kaydeder. Mezarı bugün Üsküdar'da, Karacaahmet Mezarlığı'nda bulunmaktadır.

Nedîmâne Üslup ve Miras

Nedîm'in tarzı edebiyatımızda "Nedîmâne" olarak adlandırılır. Şiirlerinde karamsarlığa yer yoktur; o her zaman neşeyi, güzelliği ve hayatın tadını önceler. Divan şiirinin o ağır ve ağdalı yapısını kırarak halkın neşesine ortak olmuştur. Bazı şiirlerinde hece ölçüsünü denemesi, onun halk kültürüne ve diline olan yakınlığının bir göstergesidir. Nedîm Dîvânı, Osmanlı'nın bir devrinin nasıl yaşandığını, neleri sevdiğini ve nasıl eğlendiğini anlatan en değerli vesikalardan biri olarak bugün hala baş tacıdır.

2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER