Kâşgarlı Mahmud (1008-1105), 11. yüzyılda yaşamış dahi bir dil bilimci (leksikograf), etnograf ve haritacıdır. Karahanlı hanedan sülalesine mensup asil bir şehzade olmasına rağmen, hayatını Türk dilinin zenginliğini ve güzelliğini dünyaya kanıtlamaya adamıştır. Yazdığı Dîvânu Lugâti't-Türk adlı eşsiz eseriyle, Türkçenin sadece bir konuşma dili değil, Arapça kadar köklü ve zengin bir bilim dili olduğunu ortaya koymuş; Türk dünyasının ilk ansiklopedisti ünvanını kazanmıştır.
1008 yılında Kâşgar yakınlarındaki Opal kasabasında doğan Mahmud, Karahanlı tahtının varislerinden biriydi. Babası Hüseyin Emir Tekin'in bir saray darbesinde zehirlenmesi üzerine, Mahmud canını kurtarmak için Kâşgar'dan kaçmak zorunda kalmıştır. Bu kaçış, onun için bir felaket değil, Türk dünyasını keşfedeceği muazzam bir bilimsel seyahatin başlangıcı olmuştur.
Kendini bir gezgin veya bilgin olarak tanıtarak Orta Asya'yı boydan boya geçmiş, Anadolu'dan Bağdat'a kadar 15 yıl boyunca seyahat etmiştir. Bu süreçte Türklerin yaşadığı her ili, obayı ve dağı gezerek Oğuz, Kıpçak, Çiğil ve Hakaniye gibi pek çok Türk lehçesini yerinde öğrenmiş; halkın örfünü, adetlerini ve sözlü edebiyatını bizzat derlemiştir.
Kâşgarlı Mahmud, 1072 yılında Bağdat'ta yazmaya başladığı ve 1074'te tamamladığı başyapıtı Dîvânu Lugâti't-Türk'ü, Türklerin dilini Araplara öğretmek ve Türkçenin üstünlüğünü kanıtlamak amacıyla kaleme almıştır. Eser, yaklaşık 8.000 Türkçe kelimenin Arapça karşılığını verirken, aynı zamanda o dönemki Türk yaşantısına, edebiyatına, şiirine ve atasözlerine dair paha biçilemez bilgiler sunar.
Mahmud, eserine eklediği dünya haritası ile Türklerin yaşadığı coğrafyayı merkeze alarak tarihin ilk Türk dünyası haritasını çizmiştir. Bu harita, Japonya'nın bir ada olarak gösterildiği en eski haritalardan biri olması bakımından da dünya coğrafya tarihi için eşsizdir.
Kâşgarlı Mahmud, sadece bir sözlük yazarı değil, aynı zamanda Türk dilinin ilk gramer kurallarını koyan kişidir. "Kitâbu Cevâhirü'n-Nahv fi Lugâti't-Türk" (Türk Dillerinin Gramer Cevherleri) adını verdiği bir dil bilgisi kitabı daha yazdığı bilinmektedir. Ancak Türk dili tarihinin bu ilk gramer kitabı, ne yazık ki zamanın karanlığında kaybolmuş ve günümüze ulaşamamıştır.
Bağdat'taki bilimsel çalışmalarını tamamladıktan sonra, 1080 yılında memleketi Kâşgar'a dönen Mahmud, burada bir kahraman ve saygın bir alim olarak karşılanmıştır. Kendi adına kurulan Mahmudiye Medresesi'nde dersler vermeye başlamış ve binlerce öğrenci yetiştirmiştir. 1105 yılında 97 yaşında vefat eden büyük alim, ömrünün son yıllarını geçirdiği ve ders verdiği Opal köyündeki Mahmudiye mezarlığına defnedilmiştir.
Bugün Doğu Türkistan'ın Kâşgar şehri yakınlarındaki Opal kasabasında bulunan türbesi, Uygur sanatının en nadide örnekleriyle bezelidir. Türbe kompleksi içerisinde bir müze ve kütüphane bulunmakta; Kâşgarlı Mahmud’un hatırası burada yaşatılmaktadır. Onun "At koşturan Türklerin dilini öğrenin, çünkü onların hakimiyeti uzun sürecektir" vizyonu, Türk dilinin bir imparatorluk dili olarak tescillenmesini sağlamıştır. 1917 yılında Ali Emiri Efendi tarafından tesadüfen bir sahafta bulunan Dîvânu Lugâti't-Türk nüshası, bugün İstanbul Millet Kütüphanesi’nde "Türk milletinin en kutsal hazinesi" olarak korunmaktadır.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER