ANA SAYFA YÖNETİCİLER BİLİM İNSANLARI VE ALİMLER DÜŞÜNÜRLER VE EDEBİYATÇILAR SPORCULAR

İBN SÎNÂ

İbn Sînâ (980-1037), İslam'ın Altın Çağı'nın en parlak yıldızlarından biri; hekim, filozof, astronom ve yazardır. Batı dünyasında "Avicenna" adıyla tanınan İbn Sînâ, modern tıbbın temellerini atan bilim insanı olarak kabul edilir. Hem tıp hem de felsefe alanında yazdığı eserler, yüzyıllar boyunca hem Doğu medreselerinde hem de Avrupa üniversitelerinde temel ders kitabı olarak okutulmuştur. "Hekimlerin Piri" ve "Büyük Üstat" olarak anılır.

Harika Çocuk ve Saray Kütüphanesi

980 yılında bugünkü Özbekistan sınırları içindeki Buhara yakınlarında doğan İbn Sînâ, olağanüstü bir zekaya sahipti. Henüz 10 yaşındayken Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş, ardından mantık, matematik ve felsefe eğitimi almıştır. Tıp ilmine olan ilgisi onu kısa sürede bu alanda yetkin kılmıştır.

Henüz 17 yaşındayken, dönemin ünlü hekimlerinin iyileştiremediği Samani Emiri Nuh bin Mansur'u tedavi etmesi hayatının dönüm noktası olmuştur. Bu başarısı karşılığında sarayın zengin kütüphanesine erişim izni almış, buradaki nadide eserleri okuyarak bilgi birikimini muazzam bir seviyeye çıkarmıştır. Farabi'nin eserleri sayesinde Aristo felsefesini ve metafiziği kavramıştır.

Tıbbın Kanunu: El-Kanun fi't-Tıb

İbn Sînâ'nın en büyük mirası, tıp tarihinin en önemli eserlerinden biri olan "El-Kanun fi't-Tıb" (Tıbbın Kanunu) adlı kitabıdır. Bu eser, insan anatomisinden hastalıkların teşhisine, ilaçlardan cerrahi müdahalelere kadar tıbbın o güne kadar bilinen tüm konularını sistematik bir şekilde ele almıştır.

Kitap, Latinceye çevrilerek 17. yüzyılın ortalarına kadar, yani yaklaşık 600 yıl boyunca Avrupa'nın en köklü üniversitelerinde (Montpellier, Louvain vb.) temel tıp kitabı olarak okutulmuştur.

Felsefe ve Kitabü'ş-Şifa

Sadece bir hekim değil, aynı zamanda büyük bir filozoftur. Felsefe ve fen bilimlerini içeren devasa ansiklopedik eseri "Kitabü'ş-Şifa" (İyileşme Kitabı), mantık, fizik, matematik ve metafizik konularını kapsar. Aristo felsefesini İslam teolojisi ile uzlaştırmaya çalışmış, "Zorunlu Varlık" (Tanrı) ve "Mümkün Varlık" (Evren) ayrımlarıyla kelamcıları ve filozofları derinden etkilemiştir. "Uçan Adam" (Yüzen Adam) düşünce deneyi ile ruhun bedenden bağımsızlığını ve özbilinci kanıtlamaya çalışmıştır.

Sürgünler ve Bilimsel Çalışmalar

Siyasi çalkantıların yoğun olduğu bir dönemde yaşadığı için hayatı sürekli bir şehirden diğerine (Gürgan, Rey, Hemedan, İsfahan) göç etmekle geçmiştir. Bazen vezirlik yapmış, bazen hapse atılmış, bazen de kılık değiştirerek kaçmak zorunda kalmıştır. Ancak bu zorlu koşullarda bile yazmayı ve hasta tedavi etmeyi bırakmamıştır.

Astronomi alanında da çalışmalar yapmış, gözlemevi kurma girişimlerinde bulunmuş ve Venüs'ün Güneş'in önünden geçişini gözlemlediği iddia edilmiştir. Fizik alanında hareket ve eylemsizlik üzerine fikirler geliştirmiş, jeoloji ve müzik teorisi üzerine de yazılar kaleme almıştır.

Vefatı

Yoğun çalışma temposu ve sürgünlerle geçen yorucu hayatı sağlığını yıpratmıştır. Bir sefer sırasında şiddetli kolit atağına yakalanan İbn Sînâ, kendi hazırladığı ilaçlarla tedavi olmaya çalışsa da başarılı olamamış ve "Bizi yöneten müdür (ruh), artık bedeni yönetmekten aciz kaldı" diyerek tedaviyi reddetmiştir. 1037 yılında, 57 yaşında Hemedan'da vefat etmiştir. Mezarı bugün İran'ın Hemedan şehrindedir.

2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER