ANA SAYFA YÖNETİCİLER BİLİM İNSANLARI VE ALİMLER DÜŞÜNÜRLER VE EDEBİYATÇILAR SPORCULAR

FEZA GÜRSEY

Feza Gürsey (1921-1992), Türk fizikçi ve matematikçidir. Teorik fizik alanında, özellikle grup teorisi ve temel parçacık fiziği üzerine yaptığı çalışmalarla dünya çapında bir otorite kabul edilir. J.R. Oppenheimer Ödülü ve Einstein Madalyası gibi fiziğin en prestijli nişanlarına layık görülen Gürsey, sadece Türkiye'nin değil, 20. yüzyılın en önemli bilim insanlarından biri olarak kabul edilir. Bilimsel dehası, kuantum mekaniği ve kiral modeller üzerine kurduğu teorilerle fizik dünyasında silinmez izler bırakmıştır.

Bilimle Örülü Bir Aile ve İlk Yıllar

1921 yılında İstanbul’da doğan Feza Gürsey, Türkiye’nin en aydın ailelerinden birine mensuptur. Annesi, Sorbonne’da kimya doktorası yapan ilk Türk kadını olan Remziye Hisar; babası ise tıp doktoru ve fizikçi Reşit Süreyya Gürsey’dir.

Eğitim hayatına Paris'te başlamış, ardından Galatasaray Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Fizik-Matematik bölümünü birincilikle bitirmiştir. İngiltere'de Imperial College'da doktorasını tamamladıktan sonra, Cahit Arf'ın desteğiyle İstanbul Üniversitesi'nde akademik kariyerine başlamıştır. Bilimsel vizyonu, onu kısa sürede Princeton İleri Çalışmalar Enstitüsü ve Columbia Üniversitesi gibi merkezlere taşımıştır.

Teorik Fizikte Bir Devrim: Gürsey ve Simetri

Feza Gürsey’in dünya çapında ün kazanmasını sağlayan en önemli çalışması, grup teorisini temel parçacık fiziğine uygulamasıdır. 1950'lerin sonunda yayımladığı, baryon korunumu ve yük bağımsızlığı üzerine makaleleri, atom altı parçacıkların doğasını anlamada devrim yaratmıştır.

Ünlü fizikçi Wolfgang Pauli, Gürsey’in dehasına hayran kalmış ve onun hakkında; "Onu tavsiye edebilir miyim diye düşünmüyorum, Princeton Enstitüsü'nü ona tavsiye edebilir miyim diye düşünüyorum" diyerek bu büyük dehayı onurlandırmıştır. Onun geliştirdiği "SU(6) Simetrisi" ve lineer olmayan kiral modeller, modern yüksek enerji fiziğinin köşe taşlarından biri olmuştur.

ODTÜ ve Yale Yılları

1961 yılında Erdal İnönü’nün ısrarlarıyla Türkiye’ye dönen Gürsey, ODTÜ Teorik Fizik Bölümü’nde profesör olarak görev yapmıştır. Bu dönemde Türkiye’de teorik fiziğin canlanmasını sağlamış, dünyaca ünlü fizikçileri Türkiye’ye davet ederek uluslararası bir bilimsel köprü kurmuştur.

Ancak 1974 yılında, Türkiye'deki akademik kısıtlamalar ve vizyon çatışmaları nedeniyle ODTÜ'den ayrılmak zorunda kalarak ABD'deki Yale Üniversitesi'ne gitmiştir. Yale’de fizik bölümü başkanlığına kadar yükselen Gürsey, burada 20 yıl boyunca bilim dünyasına yön vermeye devam etmiştir.

Prestijli Ödüller ve Oppenheimer Ödülü

Feza Gürsey, 1977 yılında temel parçacık fiziğine katkılarından dolayı, Nobel ödüllü Sheldon Glashow ile birlikte J.R. Oppenheimer Ödülü’nü almıştır. 1979 yılında Einstein Madalyası ve 1986 yılında Wigner Madalyası ile onurlandırılmıştır. Aldığı ödüller için "İsterdim ki bu ödül ODTÜ ile Harvard arasında paylaşıldı desinler" diyerek vatanına olan özlemini ve bağlılığını her fırsatta dile getirmiştir.

Vefatı ve Mirası

1991 yılında Yale’den emekli olup Türkiye’ye, Boğaziçi Üniversitesi’ne dönen Gürsey, yakalandığı prostat kanseri nedeniyle 13 Nisan 1992'de vefat etmiştir. Mezarı Anadoluhisarı’ndaki aile kabristanındadır. Ankara Altınpark’ta onun adını taşıyan bilim merkezi, bugün genç dimağlara bilim aşkı aşılamaya devam etmektedir. Feza Gürsey, bilimsel derinliği, tevazusu ve evrensel fiziğe katkılarıyla Türkiye’nin yetiştirdiği en parlak yıldızlardan biri olarak yaşamaktadır.

2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER