Hulusi Behçet (1889-1948), dünya çapında tanınan Türk dermatoloji uzmanı ve bilim insanıdır. 1937 yılında, bugün kendi adıyla anılan ve bir damar iltihabı hastalığı olan "Behçet Hastalığı"nı tanımlayan ilk hekim olarak tıp tarihine geçmiştir. İstanbul Üniversitesi bünyesinde "Profesör" unvanını alan ilk Türk akademisyen olan Behçet, dermatoloji ve zührevi hastalıklar alanında yaptığı çalışmalarla modern Türk tıbbının uluslararası alandaki en önemli temsilcilerinden biri olmuştur.
1889 yılında İstanbul'da doğan Hulusi Behçet, annesini çok küçük yaşta kaybetmiş ve çocukluğunu babasının görevi nedeniyle Şam'da geçirmiştir. İlk öğrenimini burada tamamlayan Behçet; Fransızca, Almanca ve Latince dillerine hakim olarak yetişmiştir. Tıp eğitimini İstanbul'da, Darülfünun Tıp Fakültesi'nde almış ve 1910 yılında mezun olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Edirne Askeri Hastanesi'nde uzman hekim olarak görev yapan Behçet, savaşın ardından tıbbi bilgisini derinleştirmek için Budapeşte ve Berlin'e gitmiştir. Avrupa'nın önde gelen dermatologlarıyla çalışma fırsatı bularak vizyonunu genişletmiş ve Türkiye'ye dönerek Vakıf Gureba Hastanesi'nde göreve başlamıştır.
Hulusi Behçet'i ölümsüz kılan süreç, 1924 yılından itibaren gözlemlediği üç ayrı semptomun (ağızda aft, cinsel bölgede yara ve gözde iltihaplanma) aslında tek bir hastalığın parçası olduğunu fark etmesiyle başlamıştır. 1937 yılında bu klinik bulguları bir araya getirerek yeni bir sistemik hastalık olarak tarif etmiştir.
Başlangıçta tıp dünyasında kuşkuyla karşılansa da, zamanla Avrupa ve Amerika'daki bilim çevreleri tarafından bu keşif kabul görmüştür. 1947 yılında Cenevre'de toplanan Uluslararası Dermatoloji Kongresi'nde, bu rahatsızlığın dünya genelinde "Morbus Behçet" (Behçet Hastalığı) olarak adlandırılması kararlaştırılmıştır.
1933 yılındaki Üniversite Reformu ile birlikte İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği'ni kuran Hulusi Behçet, Türk üniversite tarihinde profesör kadrosuna atanan ilk isim olmuştur. Sadece klinik çalışmalarıyla değil, yayıncılık faaliyetleriyle de öncü olmuştur. 1924 yılında Türkiye'nin ilk dermatoloji dergisini çıkarmaya başlamış ve birçok tıbbi makaleyi Türkçeye çevirerek genç kuşakların eğitimine büyük katkı sağlamıştır.
Ünlü Alman patolog Prof. Philipp Schwartz, onun için "Dünyada ünlü ama ülkesinde yeterince tanınmıyor" diyerek Behçet'in evrensel bilimsel değerine vurgu yapmıştır. Hayatını bilime ve hastalarına adayan Behçet, 1923 yılında Refika Hanım ile evlenmiş ve Güler adında bir kız evlat sahibi olmuştur.
8 Mart 1948 tarihinde, henüz 59 yaşındayken ani bir kalp krizi sonucu İstanbul'da vefat etmiştir. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı'nda bulunmaktadır. Ardında bıraktığı "Behçet Hastalığı" tanımı, bugün hala dünya tıp literatüründe bir Türk hekiminin adıyla anılan yegane hastalıklardan biri olarak onur kaynağımızdır.
2026-TÜRK TARİHİNE YÖN VERENLER